Gülüş G. Türkmen Takdimi

Doğum yapmak ve çocuk büyütmek, pek çok modern anne baba gibi benim de hayatımın en kıymetli deneyimleri arasındadır. İki çocuğumun da büyüme ve kişilik kazanma süreçlerini dünyanın en büyük mucizesini izlercesine, pür dikkat takip ediyorum. İyi-kötü her anın tadını çıkarmaya gayret ediyorum. Anneliği kutsayan bir neslin üyesi ve annelik üzerine araştırmalar yapan bir yazar olarak sayısız makale ve kitap okudum, seminerlere katıldım ve bir sorunum olduğunda uzman desteği aldım.

Bir gün, bir annenin kendi çocuğunun anlattıklarına kulak asmaması, çevresindeki çocuklara daha saygılı görünmesi çok dikkatimi çekti. Bir süre boyunca onu izledim ve kendi kendime sordum:

Acaba neden ebeveynlerin çocuklarıyla ilişkileri zamanla bozulur?
Bebek kokusu azalmaya başlayınca tozpembe bir hayatın büyüsü de kaybolduğu için mi?
Çocuklar büyürken ebeveynlerine kattığı değer mi azalıyor?
Ve aslında tam tersinin olması gerekmez mi? Yani çocuğa verdiğimiz eğitim, onu diğer çocuklardan daha fazla “annesinin kızı” ya da “babasının oğlu” yapmaz mı?
O halde ipler nerede kopuyor?
Tantrum günlerinde uygulamaya çalıştığımız Pozitif Ebeveynlik, ergenlikte yerini Bitkin Ebeveynliğe mi bırakıyor? Ne zaman ve neden iyi ebeveyn olma hayalimizden vazgeçiyoruz? 

Öyle görünüyor ki yol üzerinde bir şeyler, ebeveynlik hayalimizin sürdürülebilir olmasına engel oluyor. Nedir bunlar?

Belki de anne baba olduğumuzda bazılarımız benliklerini, kimliklerini gereğinden fazla arka plana atıp bireysel ihtiyaçlarını unutuyorlar. Atalarımızdan miras kalan “her şey çocuk için” anlayışı, özellikle anneler üzerinde oluşan mahalle baskısıyla büyük bir sıkıntının zeminini oluşturuyor.

Belki de bu baskıdan, babalık rollerini üstlenmeyen babalar da sorumludur! Anneler, çocuklarının her işlerine koşarak bir açığı kapatmaya çalışıyor gibiler.

Tüm bunlarla birlikte Kutsal Anne’den iyimser, sakin ve huzurlu olması bekleniyor! İyi bir anne çocuğuna asla kızmaz, bağırmaz… Türk annesi çocuğu uğruna kurban olur, uykusuz kalır, börek açar, evi toplar, ödevlere yardım eder ama yine de çocuğuyla her göz göze geldiğinde ona gülümser!

Bunlar, benim en sık gördüğüm sorunlar ama elbette çok daha fazlası ve farklısı da var. Şahsen ben on iki sorun görerek (temel argümanlar) işe başladım.  

Reklamcılık eğitimim, bana vermek istediğim mesajı basitleştirmeyi öğretti. On iki temel sorun arasındaki ortak paydayı Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik adına şu Latince cümle ile ifade edebilirim:

“Primum non nocere”. Önce zarar verme.

İşte bu kadar kolay.
Ve bu kadar zor.

Geçtiğimiz 10 yıl boyunca sayısız anne, baba ve uzmanla farklı platformlarda -etkinliklerde, bloglarda, televizyonda ve radyoda- ebeveynlik hayatımızı konuştum. Sürdürülebilir İyi Ebeveynliğin ise tüm dünyada tartışılması gerektiğine inanıyorum. Ebeveynler ve çocuklar olarak hep birlikte, birbirimizin yaşam kalitesini düşüren faktörleri azaltarak birlikte iyi yaşamanın farklı yollarını bulabiliriz.

Her devrin, her kültürün ve her aile yapısının çerçevesi, kendine has renkleriyle ortaya çıkar, bize tarih içinde ebeveynliğin çizdiği yolu gösterir ve anne, baba ile çocuk arasındaki dansın ritmini hissettirir.

Çalışmalarımızın meyveleri, ilki 2017 yılında Ankara’da başlayan Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik Konuşmaları etkinlikleri ve ilgili kitaplar sayesinde paylaşılmaktadır.

Gülüş G. Türkmen , Ankara, 2019

Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik Youtube Kanalı: https://www.youtube.com/sieturkiye

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: