SİE 2017

VİDEO: TANITIM

İletişimci Gülüş Türkmen’in uluslararası arenada ilgi çeken “Annelik Haritası” (Map of Motherhood) kitabında adı geçen “Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik” yaklaşımı, kendi topraklarımız üzerinde kendi denge mekanizmamızı kuran özgün bir felsefe ortaya çıkarmayı öneriyor. Başkent Üniversitesi, ülkenin saygın uzmanlarını sosyal medyanın etkin isimleriyle bir araya getirerek ilk “Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik Konuşmaları”nı düzenledi. Üç gün süren program sırasında Türkiye’nin ebeveynlik yaklaşımı masaya yatırıldı.

Bu devrin sorunu: Güvensizlik

Tüm gelişmiş ülkelerin ortak derdi olan güvensizlik duygusu, bulaşıcı bir hastalık gibi yayılmaya devam ediyor. Özellikle anneler, bu duygudan farkında olmadan olumsuz etkilenmekteler. “Güvenli bağlanma” kavramı bilimsel çerçevesinin dışına çıkarıldı ve bir korku unsuru olarak kullanılıyor: “Sezaryen doğum yaparsan güvenli bağlanma olmaz” ya da “çocuğuna bağırırsan güvensiz bağlanır ve psikolojik sorunlar yaşar” gibi açıklamalar ebeveynleri gereğinden fazla strese sokuyor.

Doktorlara olan güvensizlik, en tehlikeli olanı. Sosyal medyada hızla yayılan olumsuz öyküler, uzmanların Hipokrat yeminini bir kenara bırakıp ticari başarıya odaklandığını düşündürüyor. Anne babalar “alternatif şifa” adı altında kendilerine sunulan, çocuklarının yaşamlarını daha büyük tehlikelere sokan arayışlara yöneliyorlar.

Türkiye’ye has sorunlar

Bu topraklarda çocuk yetiştirmenin kendine has başlıca zorlukları şöyle:

  • Sosyal ve politik anlamda yaşanan istikrarsızlık -terör ve savaş tecrübeleri- aile içindeki güvensizliği perçinliyor.
  • Ayrımcılık bu durumun bir çıktısı olarak karşımıza geliyor. Türkiye’nin uzlaşma becerisini kaybetmekte olduğu, cinsiyet ayrımcılığı ve cinsiyet rollerinin de toplumsal bir baskı olarak dayatılmaya devam ettiği gözlemleniyor. Bu dayatmalar son yıllarda sosyal medyada açık biçimde, örneğin anne bloglarında gözlemlenebiliyor.
  • Aile içinde baba figürünün geri planda bırakılması da dengesizliğin önemli bir sebebi.
  • Çarpık modernleşme yüzünden hayatımıza hızlı ve özümsenemeden giren kavramlar etkisini yeterince gösteremiyor. “Montessori” gibi eğitim felsefeleri hızla markalaştırılıp “meta” haline getirilince içleri boşalıyor. “Psikolog”, “psikolojik danışman”, “çocuk gelişimcisi” sıfatları ülkemize girse de onlara “deli doktoru” gözüyle bakan ve onlardan nasıl yardım alacağını bilemeyen vatandaşlar çoğunlukta.
  • Sevgi-saygı dengesi: Küçükler “korunuyor”, büyükler “sayılıyor”. Oysa sevgide olduğu gibi saygıda da eşitlik sağlanmalı. Küçükleri saymak ve küçüklerin her istediğine evet demek, birbirine karıştırılıyor.
  • Teknolojinin aşırı tüketimi: Bilgisayar, telefon gibi teknolojik araçlar elbette kaçınılmaz ama onlara çocuklarımızı teslim etmek son derece tehlikeli. Belli yaşlarda belli bir dozda teknoloji vermeye gayret etmek bizim mecburiyetimiz. Alternatifler ise çok uzakta değil: Eski adetlerimizi teknolojinin yerine geçirebiliriz: Tekerlemeler, sözlü oyunlar, basit oyunlar…

Tüm bu zorluklara rağmen uzmanlar kadim topraklar üzerinde yaşadığımızı ve ciddi bir kültürel birikime sahip olduğumuzu bize hatırlatıyorlar: Bizim de uygarlığımız, başarılarımız var. Aynı toprağın kendini temizlediği gibi, sorunlar da aşılıyor.

Mükemmeliyetçi olmayın!

Anne-babaları birey olarak düşündüğümüzde herkesin kendi karakteri, kendi istekleri ve korkuları üzerinde de düşünmeliyiz. Özellikle anneler kendilerini yetersiz ve suçlu hissederek çocuk büyütüyorlar. Bu noktada tüm ebeveynlerin bilmesi gereken şu: Eğer ağır bir psikolojik sorununuz yoksa çocuğunuza büyük bir zarar veremezsiniz. Bazen hayat koşulları insana hatalar yaptırıyor. Böyle zamanlarda dışarıdan destek almaya çalışmak gerekiyor. Zor bir ebeveyn olduğunuzu düşünebilirsiniz ama “zor ebeveyn” ile “zorlanan ebeveyn” farklı şeylerdir. Mükemmeliyetçi olmayın, kendinize anlayışlı davranın.

Sürdürülebilir İyi Ebeveynlik Youtube Kanalı: https://www.youtube.com/sieturkiye

%d blogcu bunu beğendi: